SİTEMİZDEKİLER

Ören'i Tanıyalım

Tarihi Gelişimi


Ören Beldesi, Muğla iline bağlı Milas ilçesinin 40 km. güneyinde Gökova Körfezi'nin kuzey sahilinde yer almaktadır. Arkası sarp kayalık dağlara dayanan kentin önünde Kocaçay'ın getirmiş olduğu alivyonlarla oluşan ovası uzanır. Bugünkü Ören Beldesi Antik Keramos kentinin üzerine kurulmuştur.

Mitolojide Dionysos'la Ariadne'nin oğlu ve çömlekçilik sanatının kurucusu sayılan Keramos'un adını taşıyan kentin harabeleri bugün modern belde yerleşiminin içinde hala ayakta kalabilmiştir.
Karya dönemindeki ismi olan Keramos Yunancada çömlekçilik anlamına gelmektedir. Bu isim zamanla değişirek Gereme ismini almıştır. (Evliya Çelebi 1 7. yüzyıldaki ziyaretinde Gereme'yi "Mamur, Abadan, Safi bağlık bahçelik" bir köy olarak tanımlar.) Bir dönemde Kemerdere olarak anılması Kocaçay vadisinde bulunan antik su kemerlerinden ileri gelmektedir. Belde bugün harabe anlamına gelen Ören ismini almıştır.


Keramos'un Arkaik çağdan başlayarak o zaman Akdenizde etkili Helenleşme sürecinin dışında kalmamış olduğunu, Helenleşme sürecinin M.Ö. 7.- 6. yüzyıllarda başlamış olabileceği, ele geçen Yunan tipi Arkaik yontularda görülmektedir. Helenistlik döneminde deniz aşırı ülkelerle örneğin, Mısır ile de doğrudan ve dolaylı ilişkiler kurduğunu özellikle de Romus döneminde adını Asia eyaletinde duyurmuştur.

Keramos kenti M.Ü. 5. yüzyılda üyesi olduğu Attika-Delos deniz birliğine bir buçuk talant vergi ödüyordu. Daha sonra Khrysaor birliğine bağlanan şehir arazi ve köylerinin çokluğundan yararlanarak etkin bir konuma gelmeyi başarmıştır.

M.O. 188'deki Apameia barışı sonucu tüm Karya ile birlikte Keramos da Rhodos'a verilmiştir. Bu tarihten sonra Keramos'un diğer bir kent (muhtemelen Stratonikeia) ile Sympoliteia anlaşması yaptığını ele geçen bir yazıtta ifade edilmektedir. Ancak bu durumdan hoşnut olmayan kent Rhodos'dan yardım istemek zorunda kalmıştır. Bu yardımı isteyen ve gerçekleştiren kişi de söz konusu yazıtta onurlandırılmıştır.

Madeni para yapımı M.Ö. 2. yüzyılda başlayarak Roma imparatorluğu dönemine kadar sürmüştür.

Keramos'ta sikkelerin üzerinde betimlemeleri görülen genç bir tanrıya ibadet ediliyordu. Kısa etekli genç tanrı, elinde çift ağızlı balta ve kalkan tutardı. Yerel olan bu tanrı zaman zaman kentin baş tanrısı Zeus Khrysaor ile birlikte görüldüğü oluyordu.

0 dönemlerde Olympia'da aynı gün içinde stadyum, diyaloz ve uzun mesafe koşularının hepsini birden kazanan Polites isimli kişi, bilinen ve adı kent sınırlarını aşan en ünlü Keramosludur. Strabon'a göre Keramos M.Ö. 1. yüzyılın sonlarında bağımsız olmayan küçük şehirlerden bir tanesidir. Bizans döneminde bir psikoposluk merkezi olmuştur.

Kalıntılar :
Antik dönemden bu yana yüzyılların geçmesine ve bölgenin deprem kuşağında olmasına rağmen bir çok kayıplar olsa da antik şehrin kalıntıları hala ayakta kalabilmiştir.

Surlar :
Kentin bir tarafta ovadan diğer tarafta dağın yamaçlarından dolaşarak kuşatan surlardan bugün sadece dağlık kesimde ve güneydoğudaki alanda belli bir bölümü ayakta kalabilmiştir. Kapılarının çoğu kemerliyken köşeli olanlarada da rastlamak mümkündür.

Bakıcak Tepesindeki Tapınak :
Kentin iki tapınağından biri Baştapınağa ait olandır. Merkez içerisinde belediye binası yakınında Kemeraltı nişinin yeraldığı rampanın (Nympheum) üst düzlüğünde yer alan tapınaktan günümüze pek fazla kalıntı ulaşmamıştır. Gri kolkerden inşaa edilen 25 m. uzunluktaki istinat duvarı ile sarıya çalan bloklardan yapılmış 15 m. uzunlukta olan temelleri görmek mümkündür. Kalıntıların az olması tapınağın plan ve düzeni hakkında araştırma yapmayı zorlaştırmaktadır. Yakın çevrede üzerinde çift ağızlı balta kabartması bulunan sütunun bulunmuş olması tapınağın Zeus Khrysar'a ait olduğu düşünülmektedir.

Nympheum :
Daha sonraki bir dönemde, yukarıda anlatılan tapınağa ait istinat duvarının aşağısına kemerli ikinci bir istinat duvarı inşaa edilmiş ve birinci duvarı ile tapınak arasına üst örtüleri beşik tonozlu altı küçük oda sıralanmıştır. Büyük ölçüde yapılan bu mekanların aşağıdaki taraça duvarının dış yüzeyinde üstleri kemerli altı niş vardır. Şimdiye kadar tanımlanamayan bu karmaşık düzen su mimarisi ile ilgili olduğu sanılmaktadır. Buna kanıt olarak yukarı taraça duvarının yakınından geçerek mekanlara giden horasanlı bir su arkıdır. Bu arkın suyu olasılıkla kuzeydeki aguadükten geliyordu. Odalardaki sıva kalıntılarının ise yer yer kalkerleşmiş olmalarına rağmen su sızdırmayacak şekilde iyi perdahlanmış oldukları anlaşılabilmektedir. Ovaya bakan taraçadaki kademeli nişlerde de delikler ve kireçlenmeler süz konusudur. Yolun alt tarafında ise hemen aynı eksen üzerinde bir hamam kalıntısı vardır. Büyük bir olasılıkla suyunu bu sistemden temin ediyordu. Bütün bunlardan yola çıkarak tonozlu mekanlar içinde suyun dinlendirildiği depolar taraçadaki kemerli altı niş ise anıtsal bir çeşme işlevi görmekte olduğu anlaşılmaktadır.

Kurşunlu Yapı (Tapınak):
Doğudaki kent surlarının biraz uzağında, Meşekayası dağının eteğinde, Belde merkezinin yaklaşık 400 m. doğusunda yer alan tapınak kent ve zıvanaların kurşun olmasından dolayı yerli halk tarafından "Kurşunlu Yapı" olarak isimlendirilmiştir. Tapınağın podyumu, özenle yapılmış bir istinat duvarı ile oluşturulmuştur. Bir bakıma kaide oluşturan doğu, batı ve güneydeki bu istinat duvarları dikdörtgen sarımtırak taş bloklarla elde edilmiş olup, bu kornişle son bulmaktadır. Tapınağın kointh düzeninde olduğu sütun başlıklarından anlaşılmaktadır. Tapınak duvarları, üzerleri yazıtlı, çelenk içine alınmış yuvarlak kalkana benzer kabartmalarla donatılmıştır. Bu görkemli tapınak muhtemelen Bizans döneminde bir kilise veya manastıra dönüştürülmüştür.

Su Yolları :
Keramos'un suları kuzeyden geliyordu. Alatepe küyü yönüne giderken yolun sağındaki arazinin yapısına göre yapılan su kemerleri ve yer yer kayalık olan dağın yamacına açılmış güzergahını izlemek olasıdır. Şehre gelen su belli bir noktadan (olasılıkla Bakıcak tepesi) muhtelif yerlere kanal veya arklar vasıtasıyla taksim ediliyordu.

Mezarlar :
Türkevleri ile Ören arasındaki yolun sonundaki dağın yamacında yoldan yaklaşık 100-150 m. yukarısında muhtemelen Roma'dan önceki dönemlere ait bir grup kaya mezarları vardır. Bizans çağında bu mezarların bazılarına freksler yapılmıştır. Freksler bugün çok iyi durumda değildir. Bu mezarların dışında büyük güney kapısının önünden, doğu konglomera taşından yapılmış sade lahitler görülür. Bu bölgedeki surlar boyunca devam eden yol güneye doğru takip edilince sol yöne düşen mezarlıkta günümüz mezarları ile iç içe yer alan lahitler hemen dikkat çeker. Bu lahitler işçilik bakımından güney kapısı civarındaki lahitlerden daha kalitelidir, bu bölgede tonozlu mezarlara da rastlamak mümkündür.

Diğer Yapılar :
Keramos'ta yukarıda anlatılanların dışında işlevleri kesin olarak saptanamayan bazı yapı kalıntıları vardır. Bakkal tepesinin güneyinde yolun hemen sağındaki apsisli kompleks yapı büyük bir olasılıkla hamam olmalıdır. Tarlaların içindeki kapı lento ve süveleri hemen dikkat çeken ve yok olan diğer yapılara tanıklık eder.

Güneyde, şehrin dışında, yakınında lahit mezarların da yer aldığı ve köylülerce "Akyapı" olarak isimlendirilen yapının bitişiğinde temel blokları silmeli olan platform ve platformun üzerinde beyaz mermerden yapılmış sütun tamburları İle başka mimari elemanlar göze çarpar. Bu platformun yanı başında kemerli nişleri bulunan başka duvar kalıntıları da vardır.

Ören'in merkezinde modern yapılarla iç içe girmiş antik duvar kalıntılarından pek çoğunun işlevini tam olarak anlamak olanaksızdır. Hamam olduğu sanılan kompleksin güneyinde daracık sokakların arasına gizlenmiş olan ve önemli bir antik yapıya ait olduğu anlaşılan giriş kapısının lento söve blokları Keramos'ta görülen en güzel mimari süslemeye sahiptir.

Antik Keramos'a ait taşınabilir mimari eleman ve yazıtlardan bir kısmı karakol binasının karşısında ki mekanda toplanmıştır. Bazılarını ise Belediye binasının önündeki alanda görmek mümkündür.
Keramos'un limanı, bugünkü iskelenin bulunduğu Çamaltı koyundaydı ve antik dönemde limanın batısında bir mahallede yer almaktaydı.
 

Yazılar Ana Sayfası